LAF OLSUN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LAF OLSUN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2026 Salı

YAŞADIĞIM İNSANLAR

BENİM YAŞADIĞIM İNSANLAR 

Dün Gece , El Ayak Çekilince , Kurdum Mahkemeyi Yargıladım Yüreğimi...!

Aklım HAKİM....

Vicdanım SAVCI....

Duygularım TANIK...

Yüreğim SANIK...

Avukata Gerek Duymadık....

Sordu Hakim;

Nasıl Hayal Kurarsın Bunca Zaman Sen....?

Boyun Büktü Yürek;

Ah Bir Bilseniz...!

Duygularım Kıpır Kıpır Söz İstediler....!

Hakim Bey,

Hayal Kurmak Hangi Yasada Suç....?

Peki ,

Dedi Hakim.....

Vurdu Yeniden Tokmağı,

HAYALLERİN GERÇEKLEŞTİ Mİ BARİ....?

YÜREK Yine Kırık, Yine Ezik.....

BEN HAYALLERİMİN GERÇEKLEŞMEYECEĞİNİ SANMAMIŞTIM Kİ.


7 Ocak 2026 Çarşamba

YENİ BİR...

ALT TARAFI FİNCAN 




Evcil hayvanlarla konuşan kişiler genellikle yumuşak iletişim tarzına sahiptir. Ses tonu sakin, kelimeler yönlendirici, yaklaşım sabırlıdır. Psikolojiye göre bu durum sadece hayvana yönelik değildir, iç konuşmayı da şekillendirir. Zamanla daha anlayışlı ve toleranslı bir iç ses gelişir.


Bakım enerjisi oldukça belirgindir. İhtiyaçlar takip edilir, düzen oluşturulur, sorumluluklar aksatılmaz. Aksilik yaşandığında öfke yerine çözüm arayışı devreye girer. 'Halledeceğiz' yaklaşımı, hem hayvana hem ilişkiye güven hissi kazandırır. Bu tavır arkadaşlıklar ve aile ilişkilerinde de kendini gösterir.


Evcil hayvanlarla iletişim kuran kişiler sözcük dışı işaretlere oldukça duyarlıdır. Bakışlar, duruş, enerji değişimleri hızlı şekilde fark edilir. Huzursuzluk ile heyecan arasındaki fark kolayca ayırt edilir. Zamanla sezgisel bir okuma becerisi gelişir.

Hayvanlarla kurulan ilişki belirsizlikle baş etme pratiği sunar. Ne söylendiği değil, nasıl hissettirdiği önem kazanır. Tahmin yapılır, tepki gözlemlenir, ardından davranış ayarlanır. Psikoloji alanında esnek uyum becerisi olarak tanımlanan bu durum, insan ilişkilerinde de güçlü avantaj sağlar.


Evcil hayvanlarla konuşma alışkanlığı genellikle bağlantı kurma ihtiyacıyla ilişkilendirilir. Küçük bir kuyruk sallanışı, sessiz bir bakış ya da yavaşça yapılan esneme, iletişim başlatmak için yeterlidir. Sözcükler, temas kurmanın en kolay yolu haline gelir. Ev ortamı daha sakin hissedilir, gündelik anlar daha anlamlı yaşanır.

Bu kişiler gündelik rutini ilişki alanına dönüştürme eğilimindedir. Ses tonu yumuşar, beden dili gevşer, zihin anda kalır. Psikolojiye göre bu tarz iletişim, stres seviyesini düşürür ve duygusal regülasyonu destekler.

Aynı yaklaşım sosyal ilişkilerde de görülür. İsimle hitap etmek, küçük başarıları fark etmek, sessiz anlarda bile temas kurmak... Hepsi aynı alışkanlığın farklı yansımalarıdır.

31 Aralık 2025 Çarşamba

BANA SURAT ASMA, HAYAT, MİSAFİRİM SONUÇTA, KALKAR GİDERİM.....🖤

Uzayıp giden hayat yolunda, yolumuzun kesiştiği insanlar bizim için önemlidir. 

Yollarımızın kesiştiği insanlardan bir bölümü arkadaş olarak hem hayatımızda, 

hem de yüreğimizde yer eder.

Yıllar sonra kimisi tebessümle hatırlanır,

kimisi de acı bir yüz ifadesi ile...


Maksim GORKİ 


Aranızdaki tüm bağlar kopsa bile ismi anıldığında “güzel insan” diyebileceğiniz insanlar biriktirin...


"Yaşama sordum;

Neden bu kadar 

Zorsun?!

"Yaşam gülümsedi ve

"Şöyle dedi;

"Siz insanlar kolay 

"Şeylerin değerini hiç 

"Bilmezsiniz!!


🦋


“Yaşamın bana verdiği iki ders;

çevreni gittikçe daralt, 

gereksiz kalabalıkların seni üzmesine

izin verme. “


Franz Kafka

Artık insanlar ilginç gelmiyor. Onlarla konuşmak, bir şey paylaşmak istemiyorum. Çünkü sohbetlerin hepsi:

“Nasılsın?”

“İyiyim, sen nasılsın?”

“Ben de iyiyim” diyerek başlar ve biter. Bu artık hiç de cezbedici gelmiyor. Yeni insanlarla tanışmak da istemiyorum. Çünkü herkesin sonu aynı şekilde bitiyor. Sevgi ve dostluklar sonuna kadar devam etmiyor. Şu anki hayatımda olanların çoğunu 5-10 yıl sonra göremeyeceğim. Ve buna üzülüyorum desem yalan olur. Gidenleri tutmak gibi bir niyetim yok. Hatta çoğunun kapısını kendim açıyorum.

© Dostoyevski 💫🖤

Ben kendime söz geçiririm de İçimdeki çocuk çok yaramaz! Yarım kalmış hayallerimin zillerine basıp basıp kaçıyor!
Acaba yıldızlar, bir gün herkes kendine ait olanı bulabilsin diye mi parlıyorlar?”
İyiliğin bir nedeni varsa, iyilik değildir artık o. Sonucu, yani ödülü varsa iyilik olmaktan çıkmıştır. Öyleyse iyilik, neden ve sonuçlar zincirinin dışındadır."🌻
Baktım sana  kızgın değilim, kırgın değilim,
dargın değilim, kısacası artık, ben sana 
"hiçbir şey"  değilim...
Cemal Süreyya
İnsan, kendine benzeyen biriyle uzun uzun konuşmak ister; çünkü burada duygusal bir rezonans oluşur. Yani karşımızdaki kişi bizimle aynı değerleri, benzer deneyimleri ve duyguları taşıyorsa, kendimizi daha çok anlaşılmış ve kabul edilmiş hissederiz. Böyle sohbetlerde “kendimi tamamen ifade ettim” duygusu güçlenir; çünkü karşımızdaki insan sadece sözlerimizi değil, ruh hâlimizi de hissedebilir. Bu da insana derin bir duygusal rahatlık ve güvenlik verir. Aslında çoğu zaman karşımızdaki kişiyi değil, kendimizin bir ayna gibi yansımasını ararız — bizi anlayan, içimizdeki sesi duyan birini.
Bana gelirken çiçek getiren birini değil, gelmeden önce benim için çiçek eken birini hep bekledim. Sanırım bu yüzden yalnızım. Ya öyle biri yok ya da ben çok safım
Seni mutlu eden şeyler başkalarına garip gelebilir.
Çünkü bu yol senindir, başkalarının değil. Herkesin anlayacağı bir mutluluk yoktur.
Anlayan olmasa da, hisseden sensin.
Bu yüzden… yolundan dönme.
Genç bir balıkla ilgili bir hikaye vardır. Yaşlı balığın yanına yüzüp demiş ki:
"Okyanus dedikleri şeyi bulmaya çalışıyorum."
"Okyanus mu?" demiş yaşlı balık ."Şu anda içinde yüzüyorsun".
"Bu mu" demiş genç balık . " Ama bu su. Benim istediğim şey okyanus".
Ne olursa olsun, insanın sabrı taştığında hayatından çıkaramayacağı kimse yoktur.
“Nasıl olsa beni seviyor” rahatlığıyla kimseyi sınamayın; kaybedersiniz…
"Evet" demeyi öğrendim,
insanlara şans verebilmek için.

"Hayır” demeyi öğrendim,
sonunda üzülmemek için.

"Olur” demeyi öğrendim,
yapabileceklerini görmek için.

"Olmaz” demeyi öğrendim,
yapamayacaklarını bildiğim için.

"Şimdi" demeyi öğrendim,
şu anın kıymetini bildiğim için.

"Sonra" demeyi öğrendim,
her şeyin zamanı var bildiğim için.

__Sagopa Kajmer






7 Kasım 2025 Cuma

İNANÇ-PANTHEON-BLA BLA

 

İnsan, neye inanırsa inansın, aslında hep aynı boşluğu doldurmaya çalışıyor. Bir tanrıya, bir lidere, bir fikre ya da bir ideolojiye… Adı ne olursa olsun, insanın aradığı şey aslında kendini aşmanın bir yoludur. Çünkü inanmak, sadece sığınmak değil; varoluşun dayanılmaz belirsizliğiyle baş etmenin adıdır aynı zamanda.


Mekanlar Değişiyor, İnsanın savaşı hep aynı


neden benim ailemle, geçmişimle bir problemim var.? Neden herkes annesinden, babasından ya da ikisinden de kaçmak istemezken  neden ben?

Sordum tabi kendime “nasıl kaçmayayım” diye. Çok uzakta değil birkaç sınır ötemizde akranlarım bana kıyasla çok daha iyi şartlarda yaşıyordu. Ben bu yaşında hala kendi annem ve babamla değil, kendime ait boyum kadar küçücük yüreğim kadar büyük bir evde kedilerimle ve sessizliğimle yaşıyor olmalıydım mesela. Çalışmayıp çalışmak istemediğim yaşlarda karın tokluğuna çalışmak yerine, hayalini kurduğum dağ evinde kitaplar okumalıydım. diye düşünmek yerine, bugün ülkenin, dünyanın hangi doğal güzelliklerini görsem de ufkunu açsam diye düşünmeliydim, düşünebilmeliydim.. Ben peki…genç yaşımda gelecek kaygısı, geçim derdi, umutsuzluk, mutsuzluk gibi duyguların arasında savunmasız değil; mutlu, geleceğe umutla bakan bir gençlik yılları geçirebilmeliydim. 

Ülkelerin kültürlerini öğrenmeliydim. şehir, ülke değiştirebilmeliydim. Açlık sınırının bile altında bir ücrete çalıştığım için ailemle aynı evde kalmayıp, kendi evimde kendi istediğim gibi yaşayabilmeliydim mesela. Ana fikir kendi hayatımızda istediğimiz gibi yaşayabilmek aslında. Ne kadar da basit ve insani bir istek, tabii yaşadığın ülke de insani ise… Yaşadığın ülke insani olmayınca ne oluyor peki? İnsanca yaşamak istediğin için yaşayamıyorsun


Sonuç olarak, Sanırım farkında olmamak lazım. Bakanlıkların bütçelerini biliyoruz da ne oluyor boş verin bilmeyelim.

Hiçbir şey bilmemek, en mutlu ya­şamdır.

19 Eylül 2025 Cuma

EL FALINA GÖRE 3 YIL SONRA HANGİ HAYALİN GERÇEK OLACAK?

 

Yurt Dışına Taşınıyorsun!

Heyecanla kalbindeki keşif arzusu, sonunda seni sıradan hayatından koparıp, bilinmeyen bir maceraya doğru sürüklüyor. Kendini üç yıl sonrasında, belki de hayal bile edemeyeceğin bir ülkede bulabilirsin. Farklı bir kültür, yeni bir dil, bilmediğin lezzetler, tanımadığın insanlar ve belki de hayatını tamamen değiştirecek deneyimler seni bekliyor. Bir an dur ve düşün; belki de bu, tüm hayatının dönüm noktası olacak. Belki de bu, senin hikayenin başlangıcı olacak. Bu yüzden pasaportunu hazırla, bavulunu topla ve kendini bu eşsiz maceraya bırak. Çünkü bu, tam da senlik bir macera olacak. Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç seni bekliyor. Haydi, bu maceranın kahramanı olmaya hazır mısın? Yeni bir dil öğrenmeye, yeni bir kültürü tanımaya, belki de hayatını tamamen değiştirecek bir serüvene atılmaya ne dersin? Çünkü bu macera, tam da senlik.



Bu çıktı falımdan ama 3 yıl sonra ne işime yarayacak acaba 60 yaşıma gelmiş olacağım ne anlamı olacak ki:(

15 Nisan 2025 Salı

YİNE YENİDEN YORGUNUM

 Ne güzel demiş Nazım Hikmet: 

"Beni benden öğren, herkese aynı değilim."



14 Mart 2025 Cuma

HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN BİR ACAYİP

HADİ BAKALIM 


Başak burçları

için ise Kanlı Ay Tutulması adeta bir dönüm noktası oluyor. Üzerinizdeki negatif enerjiden, hastalıklardan, dertlerden ve olumsuzluklardan sıyrılmanızın vakti geldi. Bugünden itibaren 2025 sizin yılınız olabilir! 



5 Mart 2025 Çarşamba

AKLIM ALMIYOR KALBİM ACIYOR BEDENİM YAŞIYOR RUHUM GERİDE KALIYOR

 Allah'ım bu salak ve ahmakların arasında benim işim ne,  ne zor bir imtihan bu anlamadım gitti. 

Sağım solum önüm arkam hep salak ve ahmaklarla dolu 

Takip ettiğim bir kişi var İngiltere de yaşıyor hemen hemen aynı zamanlarda hayatımız yönlendi benimki olduğu yerde çakılı kalırken onunkisi beni solladı geçti gitti ben tozunda kaldım . Bugün onun orada ev aldığını öğrendim gece hiç uyuyamadım kalbim  o kadar acıyor ki bir ben anlıyorum. Önceden beni bir ben anlarım bir de Allah'ım diyordum ama artık sadece kendim olduğunu algıladım Yalnızım hemde çok yalnızım. 
o kadar çok şey düşündüm ki gece ama hepsi boş beni ne duyuyor ne görüyor duysa veya görse o zamanda burnumdan getiriyor herşeyi. 

Ramazana girdik bin şükür elimden geldiğince oruç tutmaya çalışıyorum. Dakka 1 gol 1 misali sabah kalktım ki benim WC su delinm,iş yine Allahım kalktığım da hiç mutlu olarak kalkamayacak mıyım nedir bu sıkıntı zaten gece uyuyamadım salak MG aradı olan uykumuda kaçırdı.  yukarrı çıktım babamın banyosu anamın banyasu temizlik birde alış veriş canım çıktı iyice... 

Ban Allahımdan yalnızlık diledim o bana verdi kimsesizlik biliyorum Allahımla çok uğraşıyorum ama benim suçum değil hayatımı karartan  kendisi herkese her istediğini veriyor bana gelince es geçiyor eskisi kadar ne inancım kaldı ne de ben  kaldım.

Mutsuzum umutsuzum yorgunum ne olacak halim


GAZETE DE ALINTILADIM KISACA

Ve işte hayatın dengesi! Kadınlar güçlü erkek ister, erkekler güzel kadın… Ama gün gelir, kadın anlar ki asıl güç, ne cebindeki para ne de kaslarındaymış; bir adamın omuzunda huzur bulabilmekmiş. Erkek de fark eder ki güzellik dediğin, bir süre etkileyici olsa da asıl önemli olan bir kadının gerçek sevgisi ve ruhuymuş.



17 Aralık 2024 Salı

IVIR ZIVIR

Bazen ne diyeceğimi ne yapacağımı şaşırıyorum. bu kadarda olmaz yani diyorum. yuh diyorum ama çaresizim. Beynim sürekli meşgul, benim ne işim var tereyağı kaç liradan benim ne işim var zeytinyağı kaç liradan benim ne işim  var  mest almaktan benim ne işim var ev geçindirmekten benim ne işim var sorumluluk almaktan yoruldum yeter.
Her kış istisnasız annemin gözleri problem çıkarır her kış beni perişan eder her kış bana bakmıyorlar doktora götürmüyorlar der. bu değişmez yani 

Şööööyle şu pisicik gibi bir oturup ta keyif yapamadım. Aşağıdaki resimdeki gibi sürekli rüzgarda savruldum durdum. kuyruğumda annem oldu. Şimdide babam hiç rahat yok bana 
Anamı aradım öğlen öğlen bunalmış gene konuştuda konuştu ikbal şöyle menekşe böyle diye.
bide insanlar benim neden evlenmediğimi sorguluyorlar. ne diyeyim kader 
millet yurtdışı gidişi konuşuyor ben yarın dişçiye gidişi düşünüyorum.

 





18 Kasım 2024 Pazartesi

FAL

 

Bakalım ne kadarı çıkacak 


Sen 2025 yılında %90 şanslı olacaksın!

2025 yılı, Başak burcu için adeta bir altın kaplama şans yılı olacak. Şansın %90 daha yüksek olacağı bu yıl, hayatının pek çok alanında büyük fırsatlar, başarılar ve mutluluklar yaşayacağın anlamına geliyor. Hem profesyonel hem de kişisel yaşamında harika gelişmeler seni bekliyor. Bu yıl, yıllardır emek verdiğin projelerinin karşılığını alma yılı olacak. Kariyer ve iş hayatında 2025, Başaklar için en parlak yıllardan biri olacak. Yaratıcı fikirlerin, titiz çalışmaların ve analitik zekânla, iş dünyasında çok başarılı adımlar atabileceksin. İş hayatında, yıllardır üzerinde titizlikle çalıştığın projelerin sonuçlarını görmeye başlayacağın bir yıl olacak. Bu projelerin sonuçları, sadece seni değil, çevrendeki herkesi de şaşırtacak. Aşk ve ilişkiler açısından da 2025 yılı oldukça şanslı bir yıl olacak. Yalnızsan, yeni bir ilişkiye başlamak için çok uygun bir zaman dilimindesin. Bu yıl tanışacağın kişi, hem duygusal hem de zihinsel olarak sana büyük bir uyum sağlayacak. Bu yıl, aşk hayatında da büyük bir değişim yaşayabilirsin. Yeni bir ilişkiye adım atarken, bu kişiyle duygusal ve zihinsel bir uyum içinde olacağın bir dönem olacak. Bu uyum, ilişkinin sağlam temeller üzerine kurulmasını sağlayacak. Öyleyse, Başak burcu olanlar, 2025 yılına hazır olun! Bu yıl, hayatınızın en parlak ve en şanslı yıllarından biri olacak. Hem iş hayatında hem de aşk hayatında büyük başarılar ve mutluluklar sizleri bekliyor.



14 Şubat 2024 Çarşamba

14 ŞUBAT ANLAM YÜKLEMEK BİLE ANLAMSIZ


Sevmek diyorum..
Herkes aşk anlıyor
Oysa sevmek diyorum cancağızım..
Sadece sevmek..
Uçsuz bucaksız, sınırsız sorumsuz sevmek


Akşam herbokolog yine moralimi bozdu. :(


12 Şubat 2024 Pazartesi

VAR MI BÖYLESİ

Benimle yaşlanır mısın?
Yemek yaparız beraber.
Bakarsın ocakta unutur, yakarız.
Suçu birbirimize atarız.
Çamaşırları birlikte asarız.
Ben mandalla burnunu sıkarım sen ağlıyormuş gibi yapıp beni kandırırsın.
Kalan mandalları aşağıdan geçen adamın kafasına atıp içeri kaçarız.
Sen gitar çalarsın ben mızıka.
Mutlu oluruz.
Sen finans yaparsın ben borsa yaparım..
Sen kurabiye yaparsın, ben kahve hazırlarım, sohbet ederiz, kitap okurum sana.
Sen şarkı sözleri söylersin ben ıslık çalarım. Dans ederiz.
Ben senin fotoğrafını çekerim sen benim resmimi yaparsın.
Lunaparka gideriz birlikte, pamuk şeker alırız, atlı karıncaya bineriz...
Benimle yaşlanır mısın ??



Hayala kurmak nasıl bir duyguydu acaba ben unuttum galiba:(

Sen kendi kendine kalmaktan son derece keyif alan bir insansın. Kendi kafanı dinleyebildiğin her yer ise senin evin haline geliyor. Yeri geliyor bir deniz kıyısında, yeri geliyor kalabalık bir kafede müzik dinlerken evinde gibi hissediyorsun kendini. Aslına bakarsan sen evini içinde taşıyorsun. Kendi kendine vakit geçirebilen insanlar, kendilerini tanımış, sevmiş insanlardır. Dolayısıyla onlara yalnızlık hiç de ağır gelmez. Aksine, birileriyle birlikte olmak, onlara düşüncelerini ve duygularını açıklamak zor gelir. Sen çoğu insanın tuhaf gördüğü şeyleri tek başına yapmaya da alışkınsın. Tek başına yemek de yiyebilir, sinemaya da gidebilirsin. Sen, en çok kendine güvenirsin bu hayatta. Bizden sana küçük bir tavsiye, doğru yoldasın!

10 Şubat 2024 Cumartesi

ÇAY VE BİRAZ BİRAZ



Hobilerim .❣️

çay ☕️ İçmek.🤗

.

Fobilerim .

çay ☕️ içememek.😒




En sevdiğim spor

çay ☕️Toplamak 😊

.

Issız bir adaya düşsem

Yanıma alacağım 3 şey. .😁

.

çay ☕️.

Çaydanlık .

Su.




En sevdiğim eşya ve hediyelik .

çay ☕️ Bardağı (ince belli)😊




Ezbere bildiğim tek şarkı. .

Kadifeli gelin caydanmı geçtin.🌹🙈




En büyük hayalim .

Közde veya odun ateşinde çay ☕️ İçmek.




En sevdiğim insan türü .

çay ☕️ seven herkes.








Uzun ince bir yoldayım
Veysel gibi

Kanadı kırık.
Yüreği yaralı 
Ürkek bir serçe kuşuyum.

8 Şubat 2024 Perşembe

YORULMAYI YORUMLAMA

 Herkes bir yerlere " yoruldum " yazıyor,

Bazısı kağıda yazıyor, bazısı banklara kazıyor, bazısı da şarkı şiir sözü olarak karalıyor ...

Yazılan yoruldum kelimesini,
Okuyanlar sıradan bir kelime okur gibi okuyup geçiyor ...

Oysa bir kelime olsa da, bir çok şey anlatıyor kendi içinde...

Mesela sen yoruldum yazarsın ama okunuşu
İçimdekiler ağır geliyor anlamı taşır ...
Bir diğeri yoruldum yazar,
Vazgeçtim diye okunur,
Ya da yoruldum yazarsın tükendim diye okunur ..
Bazısı da yoruldum der geçer,
"Anlatmak istemiyorum"dur, altında yatanları demek ister... 

Diyeceğim o ki;
Biri yoruldum dediğinde ne demek istediğine kulak verin,
Yorulmuş deyip geçmeyin...

Hayatta işte böyle bir şey;
*Görülen başkadır, görülmeyenler çok başka...
Söylenen başkadır, söylenmek istenen bambaşka *...
Ve her yazılan, her zaman okunduğu anlama gelmez asla ..!



5 Şubat 2024 Pazartesi

KÜÇÜK BİR ŞEY

Otobanlar yol değildir.

Çünkü yolların hikayesi olur.

İçinden geçtiğin köyleri,

Su içtiğin çeşmeleri,

Ağacından yediğin meyveleri olur..


Acelesi olup da,

hikayesi olmayanlarındır otoban.


Birkaç saat erken çıkıp,

Dağ tepe yol hikayelerini yaşayanlardır gerçek zenginler.


Otoban fakirdir...

KEŞKE ÖYLE KOLAY OLSA



Can Yücel ne de güzel söylemiş...




Kulpu kırık fincanları,

Zayıflayınca giyerim’ kotunu,

Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri,

Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi,

Dibi kararmış tencereyi,

Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları,

Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı,

Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini

ATIN

Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?

Şimdi ihtimalleri atın.

‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.

Takılıp kaldığınız o günü,

Düşünüp durduğunuz o lafı.

ATIN

Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü,

Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’

ATIN

O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini,

Kestiğiniz eski gazete küpürünü,

İçinizi kemiren o ukteyi

ATIN

Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.

Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz.

Cevabı olmayan soruları

Kaçırdığınız fırsatları

Atıldığınız işleri

Beceremediğiniz ilişkileri

Kişisel gelişim kitaplarını

ATIN

Arkanızdan konuşanları,

Önünüzü kapayanları,

Alamadığınız terfiyi,

Oturamadığınız evi,

‘Şimdiki aklım olsa’ları

Aldığınız en kötü karneyi,

Hatta en iyi karneyi,

Çalışmayan saatleri,

İşe yaramayan fikirleri,

Kaçan trenleri,

Zamansız yaşlandıran dertleri,

‘O gün’ olanları,

Halının altına süpürdüklerinizi,

Dolabın dibine iteklediklerinizi

ATIN

Mutluluk sizi bulacaktır..

Alıntı 🕊🌿



19 Ocak 2024 Cuma

BENLİK

 

Bazen bazı sözleri benim söylememe gerek bile kalmıyor. 


18 Ocak 2024 Perşembe

LAF OLSUN

Ne güzel sevdalar varmış eskilerde...!!
Seven sevdiğine kırılınca..
Sitemini dile getirirken..
Kendini suçlarmış..
Sana ne ettimde böyle oldu..
Gurban olduğum derlermiş..
Onlarında dediği gibi...
Yel essin kokun gelsin.
Yeterki canın sağolsun gurban olduğum.



Hayat yorar bazen,
Sığınmak için huzura
Günün akşama
Düşlerin uykuya ihtiyacı vardır
Ve umutların yeniden yeşermesi için sabaha...



Büyük laflar ediyoruz birbirimize...
Sonra bırakıp gidiyoruz öylece...
Hiç bir şey söylenmemiş...
Hiç bir şey yaşanmamış...
Hiç sevmemiş gibi...
Bazen Sadece Yorgun Oluyor İnsan.
Ne Küs,
Ne Yalnız,
Ne de Aşık.

Cemal SÜREYA



Acının umutları yok ettiği anda,
Umutları yeşertecek bir sevgiye ihtiyaç duyarsan;
Ben hep o ''bildiğin adresteyim.''

Attila İlhan



Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.

Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde

Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.

Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI

Can YÜCEL


12 Ocak 2024 Cuma

ÇOK KARIŞIĞIM

 



Hafta sonu sınavlarım var. O kadar çalışmamın karşılığı ne olacak bakalım, hayat her zaman bana kazık atmaya meraklı dur bakalım bu sefer nasıl kazık atacak;

2 gündür sarı guzum ve deli oğlan yoklar hovardalıktalar mı hastalar mı başlarına bir şey mi geldi bilemiyorum.

Anacığıma internetten bilekten ölçer tansiyon aleti almıştım. bugün teslim etmişler

dün Regaip kandili idi bugün 3 ayların başı.


11 Ocak 2024 Perşembe

LAF OLSUN

 


Acılar insanı daha güçlü kılar dediler,

Başladık her şeye eyvallah demeye;

Gidene eyvallah,

Yorana eyvallah,

Kırana eyvallah...

Yerden yere vurana eyvallah dedik...


Ne çok alttan aldık her sözü,

Ne çok tahammül ettik.


Güçlü olalım derken,

Suçlu olduk.

Göz ardı edildik.


Velhasılkelam;

Hüzne hüküm giydik...

Suratlarımızla beraber,

Yüreklerimizi de idam ettik.

Biz kendimize yazık ettik....


KURAN'IN ORİJİNALİ NEDEN YOKTUR? 


Kur'an gökten kitap şeklinde inmemiştir. Muhammed'in eline iki kapak arasında verilmemiştir. Bugün bildiğimiz Kur’an kitabını Muhammed GÖRMEMİŞTİR bile !!


■Sözde ayetler, hafızlar tarafından ezberlenmiş, yaprak, tahta ve deri parçaları üzerine yazılıp, sandık ve depolarda saklanmıştır. (Halbuki o dönemde kağıt vardır.) Muhammed ayetlerin toplanıp kitaplaşmasını istememiştir. Vasiyet de etmemiştir! Allah da Muhammed’e, sözde indirdiği sözlerin, kitap haline getirmesine dair bir ayet indirmemiştir. Kur’an’da da böyle bir ayet yoktur! Allah ve peygamberi, Kur’an’ın kitaplaşmasını istemediler mi yoksa düşünemediler mi? İsteselerdi bunu açıkça ayetle sabit kılarlardı.


■Ayrıca Tevrat ve İncil’de de kitaplaşmasına dair bir ayet yoktur. Ama hem Tevrat’ta hem de İncil’de korunacağına dair ayet vardır.

Kur’an, 22 yıl 3 ayda, Muhammed'in ihtiyaç hissettiği ve indiğine ASLA kimsenin şahit olmadığı zamanlarda, Muhammed'in menfaati ve şartları doğrultusunda, zaman zaman ağzından çıkan KİŞİSEL VE TARİHSEL  sözlerdir.


■Ebu Bekir, işte bu sözde ayetleri, Muhammed Haziran 632’de öldükten altı ay sonra, Aralık 632’de Yemame savaşı ve öncesinde, hafız ve sahabelerin 500 ila 700 kadarının öldürülmesi ve Ömer’in teklifi üzerine ilk kez Mushaf halinde toplattırdı. Ömer, Ebu Bekir'e fikrini söylediğinde, Ebu Bekir “Peygamberin bile yapmadığı bir işi ben nasıl yaparım?” demiştir. Ancak Ömer’in baskısı ile ayetlerin toplanması aşamasına geçilmiştir.


■Ömer Ağustos 634’de halife olduğunda, Ebu Bekir’in toplattığı mushafları yaktırdı! Ömer, Zeyd ibn-i Said ve otuz kadar ilk nesil hafızdan oluşan ekip, ayetleri kendilerine göre yeniden derleyip toplayıp, düzenleyip 640-642’de mushaf haline getirdiler. Yani Muhammed öldükten en az 8-10 yıl sonra.


■Osman da Ömer’in derleyip toplattığı bu mushafları yaktı, yok etti! Yine Zeyd ibn-i Said ve otuz kadar ikinci nesil hafız ayetleri yeniden kendilerine göre mushaf haline getirdiler. 654 yılında, Muhammed'in ölümünden 22 yıl sonra bu mushafı üç suret halinde Kur’an olarak yazdılar. Bu arada Osman, Ayşe'deki orijinal, ilk derlenen Kur'an’ı iptal etmiş, bazı ayetleri Kur’an’a dahil etmemiştir! Emevi halifesi Mervan Muhammed’in dul eşi Hafsa’ya emanet edilmiş olan özgün Kur’an metnini yakıp ortadan kaldırmıştı. Bu son Kur'anların yok edilmesi Mervan’ın oğlu Abdülmelik’e Kur'an'da istediği değişiklikleri yapmak fırsatı verdi.


■Emeviler 661 de iktidarı ele alınca, bu kez de Muaviye, Osman’ın yazdırdığı Kur’anları toplatıp yaktırdı!. Hatta Sıffın savaşında, Kur’an yapraklarını, savaşçıların mızraklarının uçlarına taktırıp kullandı.

Emevi halifesi Yezit, 684’de ve Haccac 693’de Kabe’ye iki defa ordu gönderip, Kabe’yi mancınıklarla yakıp yıktılar.

👉 Bu arada Osman döneminden kalan, son ayetleri ve Kur’anları da yaktılar, yok ettiler. 

120 yıl boyunca İslam, Kur'ansız olarak 3 ve 4ncü nesil üç beş hafızın bildikleri kadarı ile yaşandı.

~~~

“Kur’an’ın farklı versiyonlarından zıtlıkları kaldırmak bahanesi ile sesli harfler ile fonetik işaretler sokularak, HACCAC bizzat metinlere eklemeler ve önemli değiştirmeler yaptırdı. Ebubekir, Ömer ve Osman’ın, Kur’an’ın metinlerinde yaptıkları değişiklikler, kişisel ya da kuramsal nedenlerdendi.

 Emeviler tarafından yapılan değiştirmeler ise siyasal, hanedanlık ve sömürgeci yayılmacılık nedeniyledir. Kur’an’daki değişiklikler, İslam inancına daha farklı bir hüviyet vermek, özel olarak Arap yazısını desteklemek, Arap milliyetçiliğini korumaya almak ve Arabizm/Arapçılık eğilimlerini desteklemek için gerekli görüldü. Böylece Arap halkının dinsel ve kültürel egemenliğini tam yerleştirmek, İslam’ı, Hristiyan ve Museviliğe üstün tutup farklı seçkin bir din olarak sunmak amacıyla Kur’an’ı bu değişiklikler için araç yaptılar.”


■Abbasiler 750 yılında iktidara geldiler. Abbasilerin kurucusu Ebu’el Abbas Seffah, 753 yılında önceki yazılı kaynaklar olmadan, ayetleri, 3 ve 4ncü nesil 20 hafızın ezberine dayanarak mushaf haline getirdi. İşte o Mushaflar, bugünkü Kur’an’ın taslağını oluşturdu!

Beşinci Abbasi halifesi Harun Reşit, Kur’an’ı yeniden yazmak için bir ekip hazırladı. Bir süre Mushaf üzerinde çalıştılar. 788 yılında taslaktaki sure ve ayetleri 5 ve 6’ncı nesil, hafız ezberine dayanarak yeniden kendilerine göre sıraladılar. 

793’DEN İTİBAREN BU GÜNKÜ KUR’AN’I YAZIP ÇOĞALTTILAR. Bu nüshalar Mekke, Medine, Mısır, Şam, Yemen, Cezayir, İran ve Türkmenistan bölgelerine gönderildi.  Bu Kur’anların orijinalleri yeryüzünde YOKTUR!

👉802 yılında yazıldığı söylenen Kur’an Özbekistan-Taşkent müzesindedir. 

Topkapı Sarayındaki Osman’ın Kur’an’ı dedikleri, 1650 yılı yazımıdır! Yani orijinal değildir!

👉MUHAMMED 632  yılında ÖLDÜ. BUGÜN KULLANILAN KUR’AN İSE 793 DE KİTAPLAŞTIRILDI. 


■ARADAN GEÇEN 161 YILDA NELER YAŞANDI, NELER OLDU? 

BEŞ KEZ YAKILDI, ALTI KEZ YENİDEN YAZILDI! 

ALTI NESİL SONRA HAFIZLARIN EZBERİNE, EMEVİ VE ABBASİ HALİFELERİNİN İSTEĞİNE GÖRE SİYASİ VE TOPLUM DİZAYNI İÇİN YAZILAN KİTAP İÇİN SEN KALK “KUR’AN BOZULMADI” DE! 

BUNA DA İNANMAMIZI BEKLE!

Dün ne yediğini hatırlamayanların; Muhammed'in ilk sözlerini de hesaba katarsak, 183 yıl sonra ne söylendiğini, aynı kelime ve anlam ile ekleyip çıkarmadan, altı nesil sonra hatırlamaları ve aktarmaları mümkün müdür?

 İnsanların bu sözleri aktarırken nefsinin, mantığının, kişisel düşüncelerinin ayetlere karışmadığını söylemek mümkün müdür? 

Aynı zaman ve kişi silsileden gelen hadisler için “zamana, akla, vicdana, bilime, aykırı ve bozulmuş” diyeceksiniz ama beş kez yakılan yok edilen, altı nesil, 183 yıl sonra yeniden yazılan Kur’an için bozulmamış diyeceksiniz öyle mi?


■Hadis dedikleriniz de Muhammed'in ölümünden 180-250 yıl sonra kaleme alınmıştır.

Günümüzde de İslam dünyasında 30 farklı Kur'an vardır. Bunların 6 tanesi farklı İslam coğrafyalarında kullanılmaktadır. Kur'an halen günümüzde sürekli değiştirilmekte, tahrif edilmektedir! 

Ocak 2020’de Suudi Arabistan fetva heyeti Kur’an’daki 300 ayeti günümüze uyarlamış ve değiştirmiş, bunu da resmen açıklamıştır !! 


■ Ülkemizde hem de bizzat Diyanet eli ile, müfessirler eli ile Kur’an değiştirilmektedir. Nasıl mı? Tercümelerdeki parantez içi kelimelere bakınız. Bu kelimelerin hiçbiri Kur'an'da yer almaz, bu kelimeler müfessirlerin eklemeleridir. 

Sanki Allah derdini anlatamamış da kulları, “Allah öyle değil böyle demek istedi” diye Allah'ı düzeltiyorlar. Hem meal hem de tefsirlerde; ayetlerde yer almayan kelime ve anlamlar kullanılır! Kullanılan bu kelime ve anlamlar Arapçasında yer almaz.


(Alıntıdır)