Amerikalı etolog (Canlıların davranışlarını doğal ortamları içinde inceleyen bilim insanı) John Calhoun’un “25’inci Evren” deneyinde her şeyin hazır olduğu bir ortamda canlıların nasıl davrandığını gözlemlemek ister.
Denek olarak kobay fareleri kullanır ve bunun için kusursuz bir düzen kurulur. Bol yiyecek vardır, su sınırsızdır, yuva yapmak için malzeme fazladır, alan geniştir. Yani fareler için bir tür cennet. Bu ortama yalnızca dört çift fare bırakılır.
Başlangıçta her şey yolundadır. Fareler hızla ürer. Nüfus yaklaşık her 55 günde bir ikiye katlanır. Ancak deneyin 315’inci gününde fare sayısı 600’e ulaştığında sosyal düzen bozulmaya başlar. Gruplar oluşur, hiyerarşi başlar.
İdeal koşullarda normalden daha uzun yaşadıklarından yaşlı ve güçlü olanlar çoğu alanı işgal eder, gençlere yer bırakmaz. Bazı genç fareler yaşlılar tarafından dışlanmaya başlar. Dışlanmış erkeklerin psikolojileri bozulduğundan eşlerini korumayı bırakırlar. Ardından saldırganlaşırlar.
Mecbur kalan dişiler yavruları savunur. Ancak bir süre sonra dişiler de değişmeye başlar. Kendi yavrularına şiddet uygular, hatta öldürürler. Doğurganlık hızla düşer. Genç fareler arasında ölüm oranı artar.
Bu süreçte yeni bir fare tipi ortaya çıkar, “Güzeller”. Bu erkek fareler kavga etmez, çiftleşmeyi reddeder, alan savunmaz. Sadece yer, içer ve kendilerini temizlerler. Sosyal ilişkiden ve sorumluluktan tamamen çekilmişlerdir. Zamanla ‘güzeller’ ve ‘inzivaya çekilen dişiler’ çoğunluk haline gelir. Artık doğum yoktur. Genç farelerin yaşama şansı sıfırlanır.
Yiyecek hâlâ bol olmasına rağmen yamyamlık başlar. Çiftleşme durur. Sosyal bağlar kopar. Deneyin sonunda, 1780’inci günde Fare Cenneti’ndeki son fare de ölür. Ortam kusursuzdur ama yaşam bitmiştir.
Calhoun bu deneyi 25 kez tekrarlar. Sonuç her seferinde aynıdır. Sürekli rahatlık, canlıyı yaşatmaz. Mücadele ortadan kalktığında, yaşam sevinci de çözülür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder