29 Nisan 2026 Çarşamba

BİR HAFTALIK BİR ÖMÜR

 23 Nisan’ın ertesi günü bakkala gittiğimde, bakkalcı çocuk “Abla, bir yabancı kedi geldi, gece burada doğum yaptı” dedi. İçim bir anda telaşla doldu, “Nerede?” diye sordum. Tezgâhın arkasında, bir kartonun içinde kapkara, minicik bir bebek dünyaya gelmişti. Çocuk da anne kedi aç kalmasın diye önüne yaş mama koymuştu ama belli ki çok zor doğum yapmıştı… çok yorgundu, çok bitkindi.

Perdeyi aralayıp baktığımda anne kedi bana sırtını dönmüştü. Sanki dünyadaki her şeyi unutmuş gibiydi. Kısacık bir bakış attı bana… o bakışta hem yorgunluk hem de bir anne olmanın telaşı vardı. Sonra hemen yavrularına döndü. O an içim eridi.

Eve geldim, anneme anlattım. “Ben bunu alayım mı?” dedim. “Al bakalım” dedi. Ben de onları, o küçücük hayatları, kutularıyla birlikte eve getirdim. İşe gitmem gerekiyordu, içim hiç rahat değildi. Altlarına bir havlu koyup çıktım. O gece hava çok soğuktu… Sabaha kadar ağladılar. O ses hâlâ kulaklarımda… sanki yardım ister gibiydiler.

Akşam geldiğimde içimde bir suçluluk vardı. Hemen yerlerini daha güzel hazırladım. Yumuşacık bir minder yaptım, kapılarına bez astım, karanlık, sıcak ve güvenli bir yuva kurmaya çalıştım. Anne kediyi doyurdum, sevdim. Biraz huzurlu gibiydiler… ben de “Artık iyiler” diye kendimi teselli ettim.

29 Nisan gecesi… O gece bir şeyler farklıydı. Bebek durmadan ağlıyordu. İçimde kötü bir his vardı. Kalkıp baktım ama anlayamadım. Anne emmiyordu, yavru huzursuzdu. “Herhalde sancısı var” dedim, kendimi yine teselli ettim… ama içimdeki sıkıntı hiç geçmedi.

Sabaha karşı, saat 4.30-5 gibi… anne kedi yavrusunu ağzında benim yatağıma getirdi. O an kalbim sıkıştı. “Neden bana getiriyor?” diye düşündüm. Elime aldım… ve o an her şey durdu. Bebeğin buz gibi olduğunu hissettim.

Ölmüştü.

İçimde bir şey koptu. Anne kedi sanki benden yardım istemişti… ama ben hiçbir şey yapamamıştım. Yavrusunu durmadan yalıyor, onu uyandırmaya çalışıyordu. Vazgeçmiyordu… bir anne olarak sonuna kadar uğraşıyordu. O çaresizliği görmek… o inadı, o sevgiyi görmek… kalbimi paramparça etti.

Elime kan bulaştığını fark ettim ama nereden olduğunu anlayamadım. Sabah baktığımda, yavrunun kulağının yanında, başının arkasında küçük bir kanama vardı. Neden oldu, nasıl oldu… hâlâ bilmiyorum. Belki doğumdan, belki başka bir şeyden… ama bilmemek insanın içini daha çok acıtıyor.

23 Nisan gecesinin sabahında doğmuştu… daha dünyayı doğru düzgün göremeden… 29 Nisan sabahında aramızdan gitti. Daha küçücük, sıcacık bir can… şimdi yok.

Kardeşi yalnız kaldı. O minicik beden artık tek başına…
Anne kedi ise sessiz… ama gözlerinde kocaman bir hüzün var.

Ben de öyleyim… içimde tarif edemediğim bir boşluk var. Sanki elimden bir hayat kayıp gitmiş gibi… sanki yetişebilirmişim de yetişememişim gibi.

Çok üzgünüm… gerçekten çok.



27 Nisan 2026 Pazartesi

ASİL KIZIM, SİYAH KUZUM KILLI'YA...

 

Asil Kızım, Siyah Kuzum Kıllı’ya...

Seni o gece apartmanın karanlığında bulduğumda, aslında hayatıma bir güneş gibi doğmuştun. Simsiyah tüylerinle o koridorda belirdiğin andan beri, benim en kıymetli, en özel yol arkadaşım oldun. "Kıllı" derken içimin titrediği, her mırıltısında huzur bulduğum kara kızım...

Sen özgürlüğüne düşkün, nevi şahsına münhasır bir hanımefendiydin. Canın istediğinde dışarı çıkıp dünyayı keşfeder, sonra yorulunca yine en güvendiğin yere; benim yanıma, evine uyumaya gelirdin. O kapıdan içeri süzülüp yanıma kıvrıldığında, dünyanın tüm karmaşası dışarıda kalırdı.

27 Nisan’dan beri her siyah gölgede seni arıyor gözlerim...

  • O eşsiz ruhun: Hem dışarının o sert dünyasında başının çaresine bakan güçlü bir dişi kedi, hem de kucağımda dünyanın en uysal kuzusuydun.

  • Vefan: Gitsen de hep döndün, beni yuvam bildin. O son gidişine kadar bana verdiğin her an için sana minnettarım.

  • Güzelliğin: Parlayan siyah tüylerin ve bana bakışındaki o derin anlam hep kalbimde kalacak.

Belki şimdi gökyüzünün en yıldızlı, en siyah gecesinde özgürce koşturuyorsun. Belki de yine bir yerlerde huzurla uykuna daldın. Seni bulduğum o gece başlayan bu güzel hikaye, ben nefes aldığım sürece kalbimde devam edecek.

Bana kattığın her güzel gün, paylaştığımız her sessiz gece için teşekkür ederim güzel kızım. Seni çok sevdim, hep de çok seveceğim.

Güle güle benim siyah kuzum, güle güle Kıllı...



24 Nisan 2026 Cuma

BİR BAKKAL KÖŞESİNDE BAŞLAYAN HİKAYE

 23 Nisan’ın ertesi günü bakkala gittiğimde, bakkalcı çocuk, “Abla, bir sokak kedisi geldi, gece burada doğum yaptı,” dedi. İçim bir anda telaşla doldu. “Nerede?” diye sordum. Tezgâhın arkasında, bir kartonun içinde kapkara bir anne kedi ve yeni doğmuş, alacalı bulacalı minicik yavrular vardı. Çocuk, anne kedi aç kalmasın diye önüne yaş mama koymuştu ama belli ki çok zor bir doğum yapmıştı; çok yorgun ve bitkindi.

Perdeyi aralayıp baktığımda anne kedi bana sırtını dönmüştü. Sanki dünyadaki her şeyi unutmuş gibiydi. Kısa bir bakış attı… O bakışta hem yorgunluk hem de anne olmanın telaşı vardı. Sonra hemen yavrularına döndü. O an içim eridi.

Eve geldim, anneme anlattım. “Ben bunu alayım mı?” dedim. “Al bakalım,” dedi. Ben de onları, o küçücük hayatları kutularıyla birlikte eve getirdim. İşe gitmem gerekiyordu ama içim hiç rahat değildi. Altlarına bir havlu koyup çıktım. O gece hava çok soğuktu… Sabaha kadar ağladılar. O ses hâlâ kulaklarımda; sanki yardım ister gibiydiler.

Akşam eve geldiğimde içimde büyük bir suçluluk vardı. Hemen yerlerini daha iyi hazırladım. Yumuşacık bir minder yaptım, kapılarına bez astım; karanlık, sıcak ve güvenli bir yuva kurmaya çalıştım. Siyah anne kediyi doyurdum, sevdim. Biraz daha huzurlu gibiydiler… Ben de “Artık iyiler,” diye kendimi teselli ettim.



7 Nisan 2026 Salı

YAŞADIĞIM İNSANLAR

BENİM YAŞADIĞIM İNSANLAR 

Dün Gece , El Ayak Çekilince , Kurdum Mahkemeyi Yargıladım Yüreğimi...!

Aklım HAKİM....

Vicdanım SAVCI....

Duygularım TANIK...

Yüreğim SANIK...

Avukata Gerek Duymadık....

Sordu Hakim;

Nasıl Hayal Kurarsın Bunca Zaman Sen....?

Boyun Büktü Yürek;

Ah Bir Bilseniz...!

Duygularım Kıpır Kıpır Söz İstediler....!

Hakim Bey,

Hayal Kurmak Hangi Yasada Suç....?

Peki ,

Dedi Hakim.....

Vurdu Yeniden Tokmağı,

HAYALLERİN GERÇEKLEŞTİ Mİ BARİ....?

YÜREK Yine Kırık, Yine Ezik.....

BEN HAYALLERİMİN GERÇEKLEŞMEYECEĞİNİ SANMAMIŞTIM Kİ.