24 Nisan 2026 Cuma

BİR BAKKAL KÖŞESİNDE BAŞLAYAN HİKAYE

 23 Nisan’ın ertesi günü bakkala gittiğimde, bakkalcı çocuk, “Abla, bir sokak kedisi geldi, gece burada doğum yaptı,” dedi. İçim bir anda telaşla doldu. “Nerede?” diye sordum. Tezgâhın arkasında, bir kartonun içinde kapkara bir anne kedi ve yeni doğmuş, alacalı bulacalı minicik yavrular vardı. Çocuk, anne kedi aç kalmasın diye önüne yaş mama koymuştu ama belli ki çok zor bir doğum yapmıştı; çok yorgun ve bitkindi.

Perdeyi aralayıp baktığımda anne kedi bana sırtını dönmüştü. Sanki dünyadaki her şeyi unutmuş gibiydi. Kısa bir bakış attı… O bakışta hem yorgunluk hem de anne olmanın telaşı vardı. Sonra hemen yavrularına döndü. O an içim eridi.

Eve geldim, anneme anlattım. “Ben bunu alayım mı?” dedim. “Al bakalım,” dedi. Ben de onları, o küçücük hayatları kutularıyla birlikte eve getirdim. İşe gitmem gerekiyordu ama içim hiç rahat değildi. Altlarına bir havlu koyup çıktım. O gece hava çok soğuktu… Sabaha kadar ağladılar. O ses hâlâ kulaklarımda; sanki yardım ister gibiydiler.

Akşam eve geldiğimde içimde büyük bir suçluluk vardı. Hemen yerlerini daha iyi hazırladım. Yumuşacık bir minder yaptım, kapılarına bez astım; karanlık, sıcak ve güvenli bir yuva kurmaya çalıştım. Siyah anne kediyi doyurdum, sevdim. Biraz daha huzurlu gibiydiler… Ben de “Artık iyiler,” diye kendimi teselli ettim.