24 Aralık 2025 Çarşamba

AŞI-TETANOS-KUDUZ

Pazartesiden beri kedileri kısırlaştırmak için sürekli gidip geliyorum. Bugün sabah, ağzının yarısı olmayan kediyi yemek verirken yakaladım. Yakalamaya çalışırken elimin serçe parmağını fena hâlde ısırdı. Öğlen onu kısırlaştırma ameliyatı için götürdüm. Kendime de kuduz ve tetanos aşısı yaptırdım. Tetanos aşısını 5 yıl boyunca tekrar yaptırmam gerekmeyecekmiş. Eğer yaşarsam, 2030 yılına kadar… Unutmamak adına buraya yazıyorum.

Kuduz aşısını bugün yaptırdım; ayın 27’sinde, 31’inde ve yılbaşından sonra tekrar vurulacakmış. Şükür ki koldan vuruluyor bari. Aslında benim için iyi de oldu; zaten sürekli kedilerle haşır neşirim.

Bir de benim her şeyi bilen “ana kraliçe” insanın çenesi var ya, ondan da bıktım. Kocası “kral” da ayrı bir çene. İkisinden de yıldım artık. Onlar olmasa daha rahat hareket eder, daha rahat yaşarım. Gerçekten beni mahvediyorlar.



7 Kasım 2025 Cuma

İNANÇ-PANTHEON-BLA BLA

 

İnsan, neye inanırsa inansın, aslında hep aynı boşluğu doldurmaya çalışıyor. Bir tanrıya, bir lidere, bir fikre ya da bir ideolojiye… Adı ne olursa olsun, insanın aradığı şey aslında kendini aşmanın bir yoludur. Çünkü inanmak, sadece sığınmak değil; varoluşun dayanılmaz belirsizliğiyle baş etmenin adıdır aynı zamanda.


Mekanlar Değişiyor, İnsanın savaşı hep aynı


neden benim ailemle, geçmişimle bir problemim var.? Neden herkes annesinden, babasından ya da ikisinden de kaçmak istemezken  neden ben?

Sordum tabi kendime “nasıl kaçmayayım” diye. Çok uzakta değil birkaç sınır ötemizde akranlarım bana kıyasla çok daha iyi şartlarda yaşıyordu. Ben bu yaşında hala kendi annem ve babamla değil, kendime ait boyum kadar küçücük yüreğim kadar büyük bir evde kedilerimle ve sessizliğimle yaşıyor olmalıydım mesela. Çalışmayıp çalışmak istemediğim yaşlarda karın tokluğuna çalışmak yerine, hayalini kurduğum dağ evinde kitaplar okumalıydım. diye düşünmek yerine, bugün ülkenin, dünyanın hangi doğal güzelliklerini görsem de ufkunu açsam diye düşünmeliydim, düşünebilmeliydim.. Ben peki…genç yaşımda gelecek kaygısı, geçim derdi, umutsuzluk, mutsuzluk gibi duyguların arasında savunmasız değil; mutlu, geleceğe umutla bakan bir gençlik yılları geçirebilmeliydim. 

Ülkelerin kültürlerini öğrenmeliydim. şehir, ülke değiştirebilmeliydim. Açlık sınırının bile altında bir ücrete çalıştığım için ailemle aynı evde kalmayıp, kendi evimde kendi istediğim gibi yaşayabilmeliydim mesela. Ana fikir kendi hayatımızda istediğimiz gibi yaşayabilmek aslında. Ne kadar da basit ve insani bir istek, tabii yaşadığın ülke de insani ise… Yaşadığın ülke insani olmayınca ne oluyor peki? İnsanca yaşamak istediğin için yaşayamıyorsun


Sonuç olarak, Sanırım farkında olmamak lazım. Bakanlıkların bütçelerini biliyoruz da ne oluyor boş verin bilmeyelim.

Hiçbir şey bilmemek, en mutlu ya­şamdır.

19 Eylül 2025 Cuma

EL FALINA GÖRE 3 YIL SONRA HANGİ HAYALİN GERÇEK OLACAK?

 

Yurt Dışına Taşınıyorsun!

Heyecanla kalbindeki keşif arzusu, sonunda seni sıradan hayatından koparıp, bilinmeyen bir maceraya doğru sürüklüyor. Kendini üç yıl sonrasında, belki de hayal bile edemeyeceğin bir ülkede bulabilirsin. Farklı bir kültür, yeni bir dil, bilmediğin lezzetler, tanımadığın insanlar ve belki de hayatını tamamen değiştirecek deneyimler seni bekliyor. Bir an dur ve düşün; belki de bu, tüm hayatının dönüm noktası olacak. Belki de bu, senin hikayenin başlangıcı olacak. Bu yüzden pasaportunu hazırla, bavulunu topla ve kendini bu eşsiz maceraya bırak. Çünkü bu, tam da senlik bir macera olacak. Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç seni bekliyor. Haydi, bu maceranın kahramanı olmaya hazır mısın? Yeni bir dil öğrenmeye, yeni bir kültürü tanımaya, belki de hayatını tamamen değiştirecek bir serüvene atılmaya ne dersin? Çünkü bu macera, tam da senlik.



Bu çıktı falımdan ama 3 yıl sonra ne işime yarayacak acaba 60 yaşıma gelmiş olacağım ne anlamı olacak ki:(

29 Ağustos 2025 Cuma

TIPKI BİR AĞAÇ GİBİYİM


Tıpkı ağaçlar gibiyim, kuzu.
Kök salmışım sanki, hiçbir yere gidemem.
Ama bu toprak...
Benim değil.
Rüzgârı başka konuşuyor, yağmuru bile yabancı.
Bir ağacım evet,
ama buraya ait değilim.
Yeşersem bile eksik,
Çiçek açsam bile suskun...
Sanki birinin unuttuğu,
yanlış yere dikilmiş bir fidandım ben.
Ve şimdi büyüdükçe daha çok anlıyorum:
Ne kadar kalırsam kalayım,
hiçbir mevsim beni buraya ait kılmayacak.
Tıpkı ağaçlar gibiyim, kuzu.
Kök salmışım sanki, hiçbir yere gidemem.
Ama bu toprak...
Benim değil.
Rüzgâr beni okşamıyor,
dallarımı eğip büküyor yalnızca.
Güneş ısıtmıyor içimi,
gölgem bile soğuk düşüyor yere.
Beni buraya diken el kimdi, hatırlamıyorum.
Belki de kendi kendime yürüdüm bu yanlış coğrafyaya.
Belki de sadece bir yer tutayım diye bırakıldım buraya —
bilmeden,
istenmeden...
Kuşlar bile konmuyor artık dallarıma.
Bilirsin ya kuzu, kuşlar içini hisseder ağacın.
Ve ben onlara sessiz bir ağıt gibi geliyorum artık.
Ama hâlâ ayaktayım.
Rüzgâra karşı, toprağa rağmen.
Çünkü içimde bir umut var,
belki bir gün biri gelir —
köklerime su değil,
yüreğime toprak olur.


13 Ağustos 2025 Çarşamba

ŞAŞAM YOK

Şaşam en son pazar günü evdeydi 10.08.2025 pazar günü sonra 11.08.2025 pazartesi dışarı çıkardım ve Ogün'den beri yok bugün ayın 13 ü 13.ağustos 2025 çarşamba sabah yine gelmedi kuzum ne olursun gel
zaten koca ayağımda 17 mayıs cumartesi 2025 evden ilk defa dışarı çıktı bir daha dönmedi yüreğim yaralı