6 Eylül 2019 Cuma

ÖZLEM VE GİTMEK

"Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir." Charles Baudelaire bu sözü geliyor aklıma kendimi bu şekilde avutuyorum.
ve can yücelin bu şiiri beni ne güzel de anlatmış.

Bu günlerde herkes gitmek istiyor
Küçük bir sahil kasabasına
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi
Bu yeter zaten.
Her şeyi, herkesi götürdün demektir..
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hani kendimizden razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, Güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında
Herkes onu o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardir;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az
Sadece kaymak tabakası
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün
Sabah 9, aksam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun... istemek de güzel.
Gitmek istiyorum. uzakta başka bir yerlerde kendimi mutlu hayal ediyorum. oraya yerleşme hayali, gezmediğim ve görmediğim yerleri görme isteği, yaşamadıklarımı yaşama isteği ile ama sonra diyorum ki bütün bunları yapsan bile bu seferde geride kalanları özlersin, Ailemi, kedilerimi hatta düzeltilmeyi bile çoktan unutan o sevgili dağınık yatağımı bile özlerim. gitmeyi beceremeyince ve mutsuzluğuma çare bulamayınca kendi kendime uydurduğum kılıf özlem ve alışkanlıklarım oluyor.

Duygularımın sınırları ince, Yani çoğu kişiye göre çok daha hassas ve daha duygusal bir insanım.Nereye gidersem gideyim hep kendimi götüreceğim için gittiğim yerde de aynı insan olacağım ve karşılaştığım olaylar karşısında başkalarına göre daha çok etkileneceğim, diğer yandan duygularımı bu kadar derinden yaşamamda beni çok fazla yıpratacak çok fazla yoracak. İnsanlara, hayata ve olaylara karşı hoş görüm daha da azalacak. ve yine mutsuz ve umutsuz olacağım.

yani başa saracağım...

15 Ağustos 2019 Perşembe

BİRAZ HUZUR

Hayatımın en büyük eksiğinin huzur olduğunu düşünüyorum. Yaşadığım yerden artık o kadar sıkıldım ki kaçıp gidesim geliyor. Bazen tek başıma bilmediğim bir yola girip bir daha hiç dönmemek istiyorum. Bazı şeyleri tek başıma yapmak isterken başkalarının benim yerine karar vermesi canımı çok sıkıyor. Sanki büyük bir kaosun içerisindeymişim gibi hissediyorum. Bu yüzden son zamanlarda aradığım tek şey huzur. Yanımda sevdiğim insan ollsun, kedilerim olsun, bahçeli bir evim olsun, küçük bir köyüğm olsun özgürce yaşayayım ve başka kimseler bize bulaşmasa karışmasa mutlu bir şekilde yaşasak. Çünkü istediğim hayat tam olarak bu. Ve huzur bunda saklı

2 Ağustos 2019 Cuma

TIPKI BEN :)

Bazı insanlar sevdikleri şeylere çok zor veda ederler. Böyle evlerde, kimsenin kullanmadığı çay takımları, eski mobilyalar, balkona atılmış eşyalar, uzun süredir binilmeyen bir bisiklet ve diğer birçok gereksiz eşyayı görmeniz mümkündür.

Bu tip insanlar evde en ufak bir tamirat dahi yapmadan yıllarca yaşayabilir ve eski eşyaları atmak yerine bulduğu kutuların içine doldurabilir. Bu insanlar genellikle yaşadıkları yere geçici gözüyle bakarlar: farklı bir şehre taşınmayı, yurt dışında yaşamayı, bir ev satın almayı veya bir şekilde hayatlarını kökten değiştirmeyi düşünürler sürekli.

Ancak bazen bu geçici evlerde on yıllarca yaşamak durumunda kalabilirler. Psikolojik açıdan bakarsak bu insanlar gelecekte yaşamaya ve onu pembe gözlüklerle görmeye eğilimlidirler. Şimdiki zamana tolere edebilecekleri veya katlanabilecekleri geçici bir rahatsızlık gözüyle bakarlar. Öte yandan herhangi bir gelecek planları da yoktur. Bu insanlar bu şekilde yaşamaya alışmışlardır ve sürekli içinde bulundukları bu durumu değiştirecek büyük bir gücün yardımından medet umarlar.

Bir yerde dağınık insanları tanımlayan bir yazıdan aldım yukarıdaki metni tıpkı ben gibi :)

26 Temmuz 2019 Cuma

GÜNÜN SÖZÜ

Tarifsiz kederler vardır, sol yanınızdaki cevahiri ağrıtan, sıkıştıran, işte o duygular...

İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır. 

İnsanların yaşlandıkça daha olgun, daha sabırlı ve anlayışlı olduğu söylenir. Galiba ben tam tersinden başladım, yaş aldıkça daha sabırsız, daha kızgın ve daha az affedici oldum. bu belki olması gereken şeylerin gerçek hayatta umduğum kadar karşılığını gör(e)mediğimden, belki de hayatın hızından yorulmaya başladığımdan...

Artık insanlar yaptıkları hataları anlasınlar diye beklemiyorum. kimse için harcanacak vaktim olduğunu da düşünmüyorum. çocukken bitmeyecekmiş gibi ve çok uzun zaman sonra yaşayacakmış gibi görünen hayatımın şimdi bana rağmen ellerimden kayıp gittiğini biliyorum. kimse için ne zamanım var,  ne de  beklentim var.

İnsanları olduğu gibi kabul etmesem de mecburiyetten kabulleniyor -mış gibi yaparak uzak duruyorum. Bana uyuyorsa hayatıma kabul ediyorum, uymuyorsa hayatımdan çıkarıp atıyorum. Eskiden insanları severdim (sanırım) insanlarında beni sevmesini isterdim. bunu önemseyip bunun için çabalayan ben artık eskisi kadar umursamıyorum. Beni mutsuz ve huzursuz eden insanlardan uzak duruyorum. İnsanların illa beni sevmelerini de beklemiyorum.

Çünküüüü....sevginin tek başına bir işe yaramadığını başka bir dolu özelliğin yanında kısaca saygı, sadakat ve vicdanın daha önemli olduğunu biliyorum.

22 Temmuz 2019 Pazartesi

HOŞLUK

Biz hiç sevilmedik. 
Hiç elimizde şemsiyeyle yağmur altında ıslanmadık. 
Biz hiç dert dinlemedik. 
Kimsenin dermanı da olmadık zaten. 
Gelip geçtiler. 
Aşk dediler hissettiklerine. 
Ama biz hiç aşkı bilmedik. 
Sevdiremedik belki kendimizi. 
Değmedik belki o fevkalade duyguya... 
Aşka... 
Sahi neden sevmediler bizi. 
Kaşımız gözümüz aşık olunacak gibi değil mi. 
Hiç mi yakışmaz o çerçeveye elimiz yüzümüz. 
Şiirlere ilham olmaz mı bir tek bakışımız. 
Bir eylemde bulunmak çok zor şimdi. 
Aşık olmak sevmek çok zor. 
Bilmediğin bir şeyi yaşamak çok zor. 
Sahi bize aşık olmayı hiç ögretmediler.
ALINTIDIR

19 Temmuz 2019 Cuma

KARARSIZ OLMAK

Uzun zamandır bazı konular hakkında çok fazla düşünüyorum. Aslında cevabı muhtemelen HAYIR. 

Hayattaki bazı şeylerin kararını bilinçsiz bir şekilde verebiliriz ve kararsız olmak bazen kararın kendisi olabilir.Kendinizi kararsız olduğunuz için yıpratmayın, bırakın hayat kendi yolunda aksın, sizi zaten gitmek istediğiniz yere götürebilir. diye bir söz duydum.

Zaten ben de hayatı kendi yoluna bıraktım çünkü, müdahale edemiyorum. sonunda beni istediğim yere değil tamamen tam tersi bir yere götürüyor, daha önceki kararlarım gibi. :( 

14 Temmuz 2019 Pazar

KIZARIM KENDİME

Kimse kimsenin hayatını bozamaz. Yüce Yaratıcı dilemedikçe ve hayatımıza iznimizle kattıklarımız dışında, gün gelir o izni kullanarak karmaşıklaştırırlar hayatımızı. Bu yüzden şikayet de gereksizdir. Hayatın kendisi tecrübedir aslında. Öğrenmenin en zoru, bizzat yaşadıklarımızdır. Yaşam içinde sevdiklerimiz ve sevmediklerimiz olur Zaman zaman hayatımızın içine aldıklarımız, zaman zaman da çıkardıklarımız. Ancak kaç yıl sürerse sürsün, hayatımızda olup bitenlerden biz sorumluyuz. Başkalarını suçlamak ise işin kolay yolu. Hayatınızın içine kimi ya da neyi aldıysanız, onun yaptıkları da aslında sizin izin verdiklerinizdir. Kimseye kızmayın. Sadece kendinize