5 Kasım 2014 Çarşamba

BİR ALINTI

Hayat dediğin kısa bir an gibi, fark edemeden bitiyor. Geçmiş ne kadar hızlı geçtiyse, gelecek de aynı hızla yaklaşıp bir gün geçmiş olacak.
Yaşamın süratine yetişemediğim veya altında ezildiğim zamanlarda düşünüyorum, neden buradayız? Hepimizin farklı dertleri, farklı hayalleri ve istediği bir hayat şekli var. Çoğumuz düşlerimizin tamamını başaramıyoruz. Başardıklarımızın ise, gerçekten istediklerimiz olduğu şüpheli.
Benim hayalim bahçe içinde bir ev, öyle büyük, gösterişli olmasına gerek yok. Mütevazı, sade ama şirin bir evde yaşamak istiyorum. Büyük şehirde yaşamak, tüm olanaklarından faydalanmak demektir. Oysa bu şehrin koşuşturması hiçbir şeyin tadına varmaya müsaade etmiyor.
Yerini ve evi bulduktan sonra bir de araba lazım. Gece canım sıkılınca, atlayıp dostlara gelebilme özgürlüğüm olmalı. O da tamamsa, o güzel evde yalnız uyumamak sorununu halletmek gerekecek. Aslına bakarsanız, diğer her şey maddi olarak çözülebilir ancak şu kolunda uyunması istenilen zatialiyi nereden bulacağız? Çünkü benim istediğim o zatialinin fazla özelliği olması gerekiyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, senin özelliğin ne olaki? Ya gönül bu işte! Madem olacak iyisi olsun diye hayal ediyor. Ona da mani olamam değil miki! Gözümün önüne gelen resimde, ben ve sevgili sevgilim bahçede oturmuşuz. Bir bahar akşamı, rüzgar tatlı tatlı esmekte. Sevgiliciğime bir hırka getiriyorum, omuzlarına örtüyorum, üşümesin diye. O hırkanın da ne manası varsa, her hayalimin ortasından çıkıverir. Neyse, mutfakta iki bardak sütlü kahve pişiriyorum. Kokusu rüzgarla bahçeye kadar ulaşıyor. “Ellerine sağlık hanım” diyor sevgili sevgilim, uzanıp kahvesini alırken. Afiyet olsun 'bey'diyorum.
Bir salıncak atmışız bahçeye, pisimiz yatıyor nazlı nazlı gözlerini söyle bir açıyor uyuşuk uyuşuk hiç istifini bozmadan tekrar kapatıyor hadi olmuşken bir de dere akmalı çitin kenarından. O gün duyduğum zararsız dedikoduları anlatıyorum. Bıyık altından gülümsüyor. “Siz kadınlar ne kadar bayılıyorsunuz dedikoduya” diyor ve kendi soruyor hikayenin devamını. O zaman da ben gülümsüyorum. İkimizin elinde kitaplar, tartışıyoruz. Mevlana’yı, Fuzuli'yi, aşkları, ilişkileri, kadınları, erkekleri, gündemi, geleceğimizi…
Bu kadar basit bir hayal aslında, olmaz değil! Ancak sorun şurada ki, ben içinde hem yürek, hem mantık olan adamlara sevdalanıyorum. Biraz babacan, biraz otoriter ama mutlaka akıllı ve kültürlü! Bilmediğim dünyaların kapılarını birlikte açalım istiyorum. Ya da o önden gitsin, bana yolu göstersin. Böyle bir adam tanıyorsanız, lütfen bana yollayın, şu zavallı gönlüm yeniden sevmeyi öğrensin.

31 Ekim 2014 Cuma

GARİP VE PRENSES MELEK OLDU

İçimde bir garip hüzün var, ne yapsam olmuyor.Sizi severken, üstelik sizinde beni sevdiğinizi bilirken bilemiyorum. Ellerimin size dokunmadığı bir dünyada yaşamaktan, sizleri yanımda hissedememekten yorgun düştüm. Kurduğum bütün hayaller boşuna, hiçbirini gerçekleştiremiyorum, etrafı sularla çevrili yalnız bir ada gibiyim. Arada bir konan kuşlar da olmazsa, içimde yaşayan bir nefes kalmayacak.Sabretmeyi öğrenmiştim ama bu kadarı beni bile aşıyor. Taş olsa çatlardı diyorum. Zor demek ki; ben beceremedim özür diliyorum. İçimde hiçbir kırgınlık taşımadan, sadece kendi beceriksizliğime kızarak, şu minnacık yüreklerinizi yanımda tutamayışıma içlenerek, rüzgarda çarpan kapılar gibi, sürekli kendime çarparak yaşamaktan sıkıldım. Neden bunca yalnızlığa asılı kalıyorum, Sonra sordum kendime, cevabını bulamadım. İnsan, sevdikleri için bir şeyler yaptıkça mutlanıyor, işe yarar mı hissediyor acaba? Yüreğim öyle yorgun ki tahmin edemezsiniz. Sizden önce de birikmiş vurgunlarım var zaten benim. Daha onları temizlememişken, bir başka acıya tahammül etmek, kader bunu bana tekrar yaşattın ya siz'sizliği, ayrılığı da yadırgayamıyorum demek ki!İçimde bitirilmemiş düşlerim, cebimde sizlerle kurulmuş hayallerim, bir türlü anlatamadığım sevgim, beceriksizliğim ve isminiz yazan kalbimi elime aldım, arkanızdan söyleyecek güzel söz çok, benim anlattıklarımdan başka, yani, bu ayrılık beni tekrar vuracak İçimde biraz burukluk olsa da, nefes aldığım sürece sizi aklımın, kalbimin bir yerinde tutacağım biliyorsunuz. Nerede olsanız da, hangi derdin içine girmiş olsanız da, sizi dualarım koruyacak. İnşaAllah, eminim ki sizi seven bir kalbin ettiği güzel dualar, bu koca evrende kabul göreceği yere ulaşacaktır. 
Artık vakti geldi galiba 
ve 
galiba gidiyorsunuz sevgili canlarım
Allah'ıma emanet olun.




28 Temmuz 2014 Pazartesi

BAYRAM GELİR EVİMİZE

Hayırlı ve güzel bayramlar olsun. bir bayrama daha sağlıkla ve sıhhatle ulaşmayı Mevlam nasip etti. Şükürler olsun.




14 Temmuz 2014 Pazartesi

ÖLÜM

Hayat kadar ölüm de normal ama bu sıralar hep tanıdıklarım ölüyor, Fahrettin amca, Hava Yenge ve M.Topçu aslında kendimden korkmuyorum. Sadece sevdiklerimi kaybedeceğim diye korkuyorum her sabah uyandığımda onlar yanımda diye şükrediyorum. Biliyorum ki bir gün bizide ziyaret edecek ama o günün biraz daha geç gelmesini istiyorum onlar için :(

11 Temmuz 2014 Cuma

DÖNDÜM

Tilki misali kürkçü dükkanına geri döndüm. bu dönüşten memnun muyum evet yarı yarıya memnun sayılabilirim. Gezilecek yerler güzel ama gezeceğin insanlar çok önemli, ben maalesef nedense hep kötü insanlara denk geliyorum.