Baharda kışı, kışında baharı özler insan
Ne uzaksa onu özler...
Kavuşmak şart mı?
Boş ver...
Bazı şeyler yokken güzel
Güzellik bakanın gözündedir. bakılanda değil.
Mutluluğun gözü kördür.
Yalnızlık sağır
Ondandır biri tökezleyerek yürür.
Öbürü uykusunda bile bağırır.
Gelmesen önemli değil
Gelsen önemli olurdu
Aşk iki kişinin sokak kavgasına benzer
Çünkü, ayıran hep bir yabancıdır.
Bir yürek üşümüş,
kapamış kapılarını onarmak zordur.
Tek kişilik miydi bu şehir.
Sen gidince bomboş kaldı.
"Ben" kattım sana biraz, öyle sevdim "sen"i...
Çünkü; "sen"de "ben"siz; o kadar güzel değilsin hani....
Ben ölseydim o belki ağlardı
Ama, o ağlasaydı; Ben ölürdüm
Dün sabaha karşı, kendimle konuştum
ben hep kendime çıkan bir yokuştum
yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.
Mutlu edemeyeceksen, meşgul de etmeyeceksin.
Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir.
Çünkü dudaklarından dökülecek olan "seni seviyorum"sözü
Önceden alnına yazılmıştır.
Sevmeyi bilmiyorsan kullanma o iki kelimeyi!
Yani ne sen kirlet ağzını o sözle
ne de o söz ağlasın kimin diline düştüm diye
Herkes fazlasıyla sevmiş
ben eksikleriylede sevdim oysa
Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor
Dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor
Yarısı sen oluyorsun, yarısı ben
Sonra ikimiz bir bütün oluyoruz.
Kimseye sezdirmeden
Ama ben en çok şeyi
En kısa zamanda sana söyledim
Yalnız sana
Beni öyle bir yalana inandır ki
Ömrümce sürsün doğruluğu
Mum yandı bitti,
Kedi büyüdü gitti.
Oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.
O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin damlalarında mum
Kaldı gitti.
Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri..
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.
28 Ocak 2015 Çarşamba
27 Ocak 2015 Salı
KURALLAR, KURALLAR
KURAL
1: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma! Bedel
ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Bir insanı
incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir.
Eğer yalnız kalmaktan korkup seni sevmeyen biriyle birlikteysen,
birlikte olmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer
farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar
gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını
yitirmek olacaktır. Diğer
taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak
olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini
hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve
kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver
KURAL
2:Asla kendinden şüphe etme...Sen ne hissediyorsan o her zaman
doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini
söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar
farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin
hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan
farklı olduğunu gösterir.
KURAL
3: Asla farklı olduğun için üzülme. Eğer çevrende senin
gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek
yavrusu hikayesini hatırla... Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış
insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde
hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu
olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
KURAL
4: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin
için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir.
Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren.Her gün kendinle
kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek
için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için
dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı
söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir; korkma...ve
içindeki sesi dinlemeye devam et.
KURAL
5: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin
verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat
senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, başkalarını da
dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
KURAL
6: Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde asla kendi
ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma.
Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Başka insanlar
üzülmesin diye asla kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyor
ve dayanabiliyorsan, onlarda kaldırabilir ve dayanabilir. Karşındaki
insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol
açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Sende o
insana değer verme; bu insanları değiştirebileceğini yada sana
zamanla önem vereceklerini sakın düşünme. Sana karşılıksız
sevgi veren ve senin için her şeyi göze alabilecek tek insanlar
ailendir.
KURAL
7: Kaybetmekten korktuğun ve sırf inanmak istediğin için
karşındaki insanın sevgi sözcüklerine asla inanma. Sevgi
insanın kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses
tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için
yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi
sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama
gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul.
İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki
insanın sözlerine inan...
KURAL
8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Kendini
sev, içindeki çocuğa şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında
acımasızca kendini eleştirip üzme... Aksine başını okşa,
kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda,
kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine
özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula.
Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çık
kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin verme.
KURAL
9:Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür
dileme... Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu
kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele,
olayda yaptığın hataları ve yeniden aynı durumda olsan nasıl
davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini
hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka
vazoların kırılması önleyebilirsin.
KURAL
10: Hayatta
en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük
düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dost
mu yoksa düşman mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları
atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin,
istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman
yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat
kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen…
KURAL
11: İnsanlar
seni çıkarları kadar önemser, umursar ve nazik olurlar.Bu yüzden
sende onları çıkarın kadar önemse, umursa ve nazik
ol, kırmak için konuşma, ama seni kırarlarsa sende onları
kır...bilinçli olarak üzmeye çalışma kendi acını hafifletmek
için bir başkasını yaralama. Doğayı, hayvanları ve iyilik
adına olan her şeyi sev ve kucakla...
KURAL
12: Asla tecrübe kazanmaktan korkma… Ne kadar zor olursa
olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için
o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış
ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların
acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık
bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar
çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı
yaşayandır. Cesur insan korkusuzca devam edebilendir.Kahraman insan
tüm acılarına rağmen yenilmeyendir.
KURAL 13: İnsanların hep yardımına koşsan da, en zor anlarında yanlarında olsan da, hatta; hep fedakarlık yapan sen olsan da, yine de kimseye yaranamazsın. Herkesin işine yarayacağın kadar iyisindir bu hayatta;
KURAL 13: İnsanların hep yardımına koşsan da, en zor anlarında yanlarında olsan da, hatta; hep fedakarlık yapan sen olsan da, yine de kimseye yaranamazsın. Herkesin işine yarayacağın kadar iyisindir bu hayatta;
UNUTMA! EN DEĞERLİ KİŞİ
SEN'SİN
14 Ocak 2015 Çarşamba
ŞÜKRAN
Hayatımın
geneline baktığımda yaptığım şeyler hep aynı gibi görünüyor.
Sabah erken kalk, işe git, eve gel, yemek ye yarın için
kedilerimin yemek işlerini düzenle, hafta sonu yapılacak işleri
düşün ve planla, çamaşır, bulaşık...vs, vs...
Tatile
gidince de yaşasın günler, her şeyi unutup, sefa sürmek
isterim... Rutine dönünce de şikayet etmeye başlarım, yine iş,
yine baş ağrısı, off ki ne off
Oysaki beni
ben yapan bu rutin aslında.
İyi ki ailem
var, annem, babam, yakınlarım, kedilerim, etrafımdalar; beni ben
olduğum için seviyorlar....Onlara vakit ayırmak, onlar için bir
şeyler yapmak, onların sesini duymak, yüzlerini görmek, onlarla
haşır neşir olmak, onları mutlu görmek, onları sağlıklı
görmek...
İyi ki
kıllım-dıllım var. Her gün akşam evimde olan, ayrıyken
özlediğim, yanımda hayatıma anlam katan, hayatı beraber
yaşadığım, bana yakın bulduğum (biraz nankör olmasa)
İyi ki işmi
var, uğraşacak, didinecek, var olanı daha iyiye götürecek maddi
gücüm iyi ki var, İyi ki sabahtan evden çıkmak için güzel bir
nedenim var, üstelik bundan para da kazanıyorum.
İyi ki evim
var, pencereden baktığımda göreceğim aynı manzara,
alışkanlıklarım, demleyeceğim çay, kendi köşem, başımı
koyacağım yastığım yatağım...
Ödenecek
faturalarım, altından kalkamayacak gibi olduğum işlerim, aldığım
riskler, tehlikeye attığım paralar var belki; ama kazanacak
başarılarım, yazılacak yazılarım, söylenecek sözlerim,
edilmemiş muhabbetlerim de var.
Rutin
dediğim, alıştığım için; bazen de adından sıkılarak söz
ettiğim genel düzenim olmasa hayatım rayından çıkardı.
Bir büyüğüm
şöyle derdi: “İnsanın çizginin öbür tarafına geçmesi an
meselesidir, bir anda bir yakınlarını kaybedebilir, bir anda iflas
edebilir, bir anda tüm sorumluluklarının içeriği değişebilir,
bu yüzden yeter ki sağlık olsun.”Sağlık olsun kadar içeriği
dolu bir ifade var mı?
Sağsak, her
şeyin bir çaresi bulunuyor, yeter ki ümutlu, istekli ve çalışkan
olalım. Hayattaysak çözemeyeceğim(iz) hiçbir mesele yok. Her
yeni gelen gün bana ve bize bambaşka güzellikler getiriyor
olabilir. Günün rutininden sıkılmak, yakınmak yerine, onun için
şükretmem gerekiyor. O rutinin bittiği an, oturup düşünmem
gereken bir şeyler var demek
O rutin, beni
hayata bağlayan, beni ben yapan ayrıntılar. Her gün aynı saatte
ayağa kalkabilmek bir mucize aslında... Hastalanıp başkalarına
ihtiyaç duyarak ayağa kalkmak zorunda olmamak...
Evden çıkıp
yorucu ve sıkıcı işe gitmek de şükretmem için bir sebep, işi
olmayan olsa da o işe herhangi bir sebeple devam edemeyeler var bir
yerlerde.
Öğlenleri
hep aynı yemekhanede yemek yemek, sonra aynı güzergahta yürüyüp
servisi beklemek sıkıcı gibi görünse de bunu yapamayanlar,
gidemeyenler benim yerimde olmak isteyenler de var.
Şükredecek
çok şey var; sağlıklıyım ve rutin bir hayatım var...
Ölüm
Allah'ın emri, bir ona çare yok; ama onun dışında hayatı daha
anlamlı yaşamak, halimden memnun olmak, yediğim her lokma ekmek
için, attığım her adım için şükretmeyi bilmem çok önemli.
Ben bu sabah
uyandığımda gözlerim dolarak rutinimin dışında olmadığım
için şükrettim.
İyi ki
alışkanlıklarım, alıştıklarım, hayallerim, hedeflerim,
sevdiklerim ve kedilerim var.
İyi ki
şükredecek çok şeyim ve bunu fark eden bir tarafım var.
Hayat ne
kadar güzel, yeter ki bütün kutsal kitapların en büyük öğüdü
olan ŞÜKRETMEYİ unutmayayım.
31 Aralık 2014 Çarşamba
23 Aralık 2014 Salı
HAYATIMIZI GÜZEL KILMAK İÇİN...
Aslında hepimizin elinde olan ama çoğumuzun kullanmayı bir türlü beceremediği o gizemli anahtar; Oysa ki kullanmayı bilenler hayatın o en güzel anlarını iliklerinde hisseder, Mutluluğunun farkına varıp hayatına yeni mutluluklar katar. - İyice tanımadan hiç bir insana asla güvenmeyin; acı çeken hep siz olursunuz.
- Sizin varlığınızı dikkate almayanı sizde hiç dikkate almayın.
- Konuşmayanla asla konuşmayın
- Güven(e)mediğiniz birisi ile asla dostluk yapmayın
- Yalanını yakaladığınız kişinin düzelebileceğini düşünmeyin.
- İnsanlara doğru değer verin ve haketmeyenleri silin
- Kimseye yalvarmayın ve karşısında asla ezik olmayın
- Sır tutmasını çok iyi bilin ve sırrınızı kimseyle paylaşmayın
- Dosttunuz var ise onun değerli olduğunu bilin.
-Hakettiğiniz sevgiyi alamadığınız zaman üzülmeyin, sorunun siz olmadığını bilin.
- Sizi sevenler ile sizi kullananları iyi ayırt edin
- Sizi dinleyip anlama niyeti olmayanlarla asla tartışmayın
- Kendinize saygınızı yitirmenize neden olacak hiç bir şeyi yapmayın
- Gözyaşlarınızın değerini bilin ve onları haketmeyenler için asla harcamayın
- Kendinizi olabildiğince sevin.
Bunlara benzer örnekleri çoğaltmamız mümkün elbette ama bunların pek çoğunu fark edebilmemiz için mutlaka bir şeylerin sebep olması, bize bir şekilde hatırlatılması gerekiyor. Oysaki…
- Sizin varlığınızı dikkate almayanı sizde hiç dikkate almayın.
- Konuşmayanla asla konuşmayın
- Güven(e)mediğiniz birisi ile asla dostluk yapmayın
- Yalanını yakaladığınız kişinin düzelebileceğini düşünmeyin.
- İnsanlara doğru değer verin ve haketmeyenleri silin
- Kimseye yalvarmayın ve karşısında asla ezik olmayın
- Sır tutmasını çok iyi bilin ve sırrınızı kimseyle paylaşmayın
- Dosttunuz var ise onun değerli olduğunu bilin.
-Hakettiğiniz sevgiyi alamadığınız zaman üzülmeyin, sorunun siz olmadığını bilin.
- Sizi sevenler ile sizi kullananları iyi ayırt edin
- Sizi dinleyip anlama niyeti olmayanlarla asla tartışmayın
- Kendinize saygınızı yitirmenize neden olacak hiç bir şeyi yapmayın
- Gözyaşlarınızın değerini bilin ve onları haketmeyenler için asla harcamayın
- Kendinizi olabildiğince sevin.
Bunlara benzer örnekleri çoğaltmamız mümkün elbette ama bunların pek çoğunu fark edebilmemiz için mutlaka bir şeylerin sebep olması, bize bir şekilde hatırlatılması gerekiyor. Oysaki…
21 Kasım 2014 Cuma
5 Kasım 2014 Çarşamba
BİR ALINTI
Hayat dediğin kısa bir an gibi, fark edemeden bitiyor. Geçmiş ne kadar hızlı geçtiyse, gelecek de aynı hızla yaklaşıp bir gün geçmiş olacak.
Yaşamın süratine yetişemediğim veya altında ezildiğim zamanlarda düşünüyorum, neden buradayız? Hepimizin farklı dertleri, farklı hayalleri ve istediği bir hayat şekli var. Çoğumuz düşlerimizin tamamını başaramıyoruz. Başardıklarımızın ise, gerçekten istediklerimiz olduğu şüpheli.
Benim hayalim bahçe içinde bir ev, öyle büyük, gösterişli olmasına gerek yok. Mütevazı, sade ama şirin bir evde yaşamak istiyorum. Büyük şehirde yaşamak, tüm olanaklarından faydalanmak demektir. Oysa bu şehrin koşuşturması hiçbir şeyin tadına varmaya müsaade etmiyor.
Yerini ve evi bulduktan sonra bir de araba lazım. Gece canım sıkılınca, atlayıp dostlara gelebilme özgürlüğüm olmalı. O da tamamsa, o güzel evde yalnız uyumamak sorununu halletmek gerekecek. Aslına bakarsanız, diğer her şey maddi olarak çözülebilir ancak şu kolunda uyunması istenilen zatialiyi nereden bulacağız? Çünkü benim istediğim o zatialinin fazla özelliği olması gerekiyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, senin özelliğin ne olaki? Ya gönül bu işte! Madem olacak iyisi olsun diye hayal ediyor. Ona da mani olamam değil miki! Gözümün önüne gelen resimde, ben ve sevgili sevgilim bahçede oturmuşuz. Bir bahar akşamı, rüzgar tatlı tatlı esmekte. Sevgiliciğime bir hırka getiriyorum, omuzlarına örtüyorum, üşümesin diye. O hırkanın da ne manası varsa, her hayalimin ortasından çıkıverir. Neyse, mutfakta iki bardak sütlü kahve pişiriyorum. Kokusu rüzgarla bahçeye kadar ulaşıyor. “Ellerine sağlık hanım” diyor sevgili sevgilim, uzanıp kahvesini alırken. Afiyet olsun 'bey'diyorum.
Bir salıncak atmışız bahçeye, pisimiz yatıyor nazlı nazlı gözlerini söyle bir açıyor uyuşuk uyuşuk hiç istifini bozmadan tekrar kapatıyor hadi olmuşken bir de dere akmalı çitin kenarından. O gün duyduğum zararsız dedikoduları anlatıyorum. Bıyık altından gülümsüyor. “Siz kadınlar ne kadar bayılıyorsunuz dedikoduya” diyor ve kendi soruyor hikayenin devamını. O zaman da ben gülümsüyorum. İkimizin elinde kitaplar, tartışıyoruz. Mevlana’yı, Fuzuli'yi, aşkları, ilişkileri, kadınları, erkekleri, gündemi, geleceğimizi…
Bu kadar basit bir hayal aslında, olmaz değil! Ancak sorun şurada ki, ben içinde hem yürek, hem mantık olan adamlara sevdalanıyorum. Biraz babacan, biraz otoriter ama mutlaka akıllı ve kültürlü! Bilmediğim dünyaların kapılarını birlikte açalım istiyorum. Ya da o önden gitsin, bana yolu göstersin. Böyle bir adam tanıyorsanız, lütfen bana yollayın, şu zavallı gönlüm yeniden sevmeyi öğrensin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)


